SWEENEY TODD: The Demon Barber of Fleet Street




Beetle Juice , Edward Scissorhands, Charlie and the Chocolate Factory, The Nightmare Before Christmas, Corpse Bride, Mars Attacks; kimini yazdığı yönettiği, kiminin yapımcısı olduğu bu güzel filmlerin içindeki sinema adamı Tim Burton 'ın 1997 yılı yapımı müzikal filmi Sweeney Todd .

Müzikleri ve şarkı sözleri Stephen Sondheim 'a ait, 1979 yapımı aynı adlı müzikalin sinema uyarlaması.

Sweeney Todd bir intikam filmi.Sıradan, ama mutlu bir hayat sürerken, hayatı birdenbire tepetaklak olan Johnny Depp- filmimizde Benjamin Barker- , güzel karısına göz koyduğu için uydurma bir suçla kendisini hapishaneye gönderen Yargıç Turpin'den ve Turpin'e bu düzmece suçu planlamada ortaklık eden yargıç yardımcısı Beadle Bamford’dan intikam almak için eskiden evi ve berber dükkanının bulunduğu Fleet Sokağına döner. Ama O artık Sweeney Todd'dur. Dükkanı, Londra'nın en kötü turtalarını yapan ve eskiden Sweeney'e aşık olan, ama Sweeney'nin bundan haberdar olmadığı Turtacı Bayan Lovett'ın pastanesi olmuştur. Bayan Lovett ona karısının öldüğünü, kızının da Turpin'i babası bilerek büyüdüğünü anlatır. Duyduklarıyla iyice bilenen intikam hırsı, Sweeney'i kafasını her kızdıranı öldürdüğü Fleet Sokağı'nın şeytan berberine dönüştürür.

Şimdi böyle kısa bir özet olarak yazmaya çalışınca pek çok detay atlanıyor tabii. Bir de , açık açık anlatmayayım da izlemeden buraya uğrayanların hevesini söndürmeyeyim istiyorum açıkçası. Ama bir yandan da, 'Herkes izlemiştir canım.' duygusu beslemiyor değilim.

Filmin kısaca anlattığım özeti aslında filmin başlarında kafa karışıklığı ve soru işaretlerine yer bırakmayacak şekilde anlatılıyor zaten. Gerisi, Sweeney'in asıl amacına ulaşmak için planladığı olayların örülmesiyle açımlanıyor. Ve insanı gerçekten gerebiliyor. Hatta diyebilirim ki, görüntüler müzikal dediğimiz türün ruhuna uyuşmayacak bir biçimde rahatsız edebiliyor. Hani ne bileyim, bir 'singing in the raiiiin' ya da bir iki yazı önce değindiğim ' mammaaa miaaaa' tadında eğlenceli bir müzikal izlemiyoruz bu filmde.

Turtacı Çılgın Bayan Lovett'ı Helena Bonham Carter , Yargıç Turpin'i Alan Rickman, Yargıcın yardakçı ve yardımcısını da, Timothy Spall canlandırıyor. Ki bizler bu üçlüyü Harry Potter serisinde de aynı projenin içerisinde izlemiştik. Keza Bonham Carter ve Johnny Depp ikilisi de Tim Burton'ın diğer bazı işlerinde yanyana gelmiş oyuncular. Oyuncular açısından filmin bana yaptığı sürpriz ise, izlerken kusasım gelen 'Borat' filminin başrol oyuncusu, Sacha Baron Cohen 'i İtalyan berber Pirelli karakterini başarılı bir şekilde canlandırırken görmek oldu. Demek ki ne yapmayacakmışız? Bir oyuncuyu tek bir performansıyla ipe göndermeyecekmişiz.



Filmin oyuncuları ve konusunun dışında kaydını düşmem gereken bir yönü de görüntülerin ve mekanlarla, renklerle yaratılan atmosferin büyüleyici etkisi olmalı. Belki bir de kostümleri çok başarılı bulduğum notunu da düşmeliyim.
Tim Burton, çok başarılı mekanlar tasarlayarak, animasyon olmayan bu filmini de masalsı bir filme dönüştürmeyi başarmış. Filmin gotik atmosferi, öykünün trajik, dramatik boyutunu ve kahramanın şeytani eylemlerini hissettirmek noktasında son derece destekleyici. Güneşin hiç görünmediği filmde, sadece kısacık bir an, Benjamin Barker'ın güzeller güzeli karısıyla kendisini geçmiş güzel günlerinde hatırladığı sahnelerde güneşi sıcacık hissediyor insan. Bunun dışında, içinize kasvet bastıracak kadar karanlık bir mekan kullanımı söz konusu. Atmosferin baskın tek rengi kırmızı...Hem de bazen kıpkırmızı.

Bunun dışında ne diyebilirim? Aslında ne ilginç, müzikal bir film olmasına rağmen, şarkıları o kadar da başarılı bulmadım açıkçası. Filmin içinde çok da sırıtmıyor müzik, sözler ve oyuncuların şarkı söyleme performansı, ama çok da etkilemiyor. Filmin kendisini müziğinden ayrı tutmak çok acemice bir yorum olmazsa, bunu görüyorum neden olarak. Ben filmi beğendim, müzikli olmasa da beğenirdim sanırım.

Bir de Sweeney Todd karakterinde Johnny Depp bir rock star gibi görünüyor.Çarpıcı bir şeytan berber olmuş. Gözlerinden fışkıran nefreti şimdi yazarken bile duyumsuyorum da, tüylerim diken diken oluyor.
Bir de tabii ki, buyrun efendim;

6 yorum:

  Ekmekcikız

3 Ocak 2009 23:21

Valla, Depocu Kardeş, nasıl olduysa oldu, ben bu filmi sinemada izlemeyi kaçırdım.:( Üstelik de merak etmeme rağmen oldu, bu. Belki bir ara DVD sine bakarım.

  depo

3 Ocak 2009 23:47

bence sen beğenirsin ekmekçikızcığım, temin edilecekler listeme aldım, yorma canını sen:))

  Arzu Çur

4 Ocak 2009 09:18

Filmi sevmedim, sevmedim, sevmedim işte. Hissiyatım "Eee, ne ki şimdi bu yani? Neden müzikal, neden turtalar öyle, ne gerek vardı onca kan revana?" şeklindeydi film boyunca, hala da öyle. Nedense Boris Vian'ın Günlerin Köpüğü kitabını okurken yaşadığım bir "Ya Boris, sırf pisliğine yapıyosun şimdi bunu, di mi?" duygusu vardı Tim Burton için de.

Kahvaltı yaparken karşıma en berbat sahnenin çıkmış olması ayrıca şahaneydi.

Ben "olmamış" diyorum.

  depo

5 Ocak 2009 08:23

:)) sırf pisliğine yapıyor ha?:))) olabilir valla. beğenmedin ok. depp hatırına da mı? hadi yaaa? bence iyi anına denk gelmemiştir. iyi bir film uygun ana denk gelmiyor ya da kötü bir film de olsa cuk oturabiliyor andaki moduna. ama yine de 'ııh' sa eyvallah :)

  Pitekantropus

5 Ocak 2009 22:32

Gogıl'da kendi sitemin durumunu öğrenmek için baktığımda bizim siteye link verdiğinizi gördüm.Yazılarınıza şöyle bir göz attım.Gayet özgün ve çekici.
Acaba bizle beraber yazmak ister misiniz ?

"Herhangi bir iletişim sayfası göremediğimden dolayı bu mesajı buraya yazdığımdan dolayı özür dilerim."

  depo

6 Ocak 2009 07:58

pitekntropus, ne kadar mutlu oldum yorumunu okuduğumda. sağolasın .
link verdiğim sinema blogları ve siteleri rehberim oldu her zaman , sizin siteniz de öyle. eline, emeğine sağlık herkesin.
bloguma az da olsa bakmışsınız, hangi noktada sizinle birlikte yazabilirim konusunu belki de şu an çok mutlu olduğum için bilemedim. sizin bu konuda önerileriniz olursa her zaman iletişime geçmeye hazırım. iletişim için, 'aggenc@yahoo.com 'adresini kullanabilirsiniz. teşekkürler...