Angelina Jolie etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Angelina Jolie etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

CHANGELING - SAHTEKAR


2008 yılının konuşulan filmlerinden biri de, yönetmenlik işinde de beğendiğim,unutulmaz 'iyi' abi, Clint Eastwood'un, Changeling' filmiydi.

'Changeling'kavramı, mitolojik bir kavrammış ve perilerin, bazılarına göre elf'lerin yeni doğmuş insan bebeklerini alıp
, yerlerine kendi bebeklerini koyması söylencesini anlatırmış. Changeling ile ilgili olarak bu bilgiye ulaşınca,filmin adını çok sevdim. Filmin öyküsüne de hani nasıl desem, cuk oturmuş.( Hay allahım, argodan başka bir şey bulamadım iyi mi?)


Film, 1928 yılı, Los Angeles'ında, telefon santral memuresi Christine Collins ve oğlu Walter'ın hikayesi üzerine kurgulanmış. Bekar ve çalışan bir anne olan Christine, bir gün işe gider ve döndüğünde hayatının trajedisiyle başbaşa kalır; oğlu kayıptır.
Polis tarafından çok yoğun bir arama çalışması başlatılır,ama bu çabalar uzun bir süre sonuçsuz kalır. Kamuoyuna yansıyan olay, polis teşkilatı üzerinde baskı oluşturur .Birdenbire anneye, oğlunun bulunduğu haberi ulaşır. Walter olduğunu iddia eden çocuk ve onun Walter olması gerektiğine, çünkü olayın kendileri adına başarı hanesine yazılması gerektiğine karar veren polis teşkilatı mutludur. Ama anne, çocuğu gördüğü anda bilmiştir; bu çocuk Walter değildir.

Bundan sonrası annenin inatçı ısrarı ile polisin şiddete varan ısrarının savaşıdır. Araya giren, politik hesaplaşmasını annenin tarafını tutarak yeni bir mecra üzerinden sürüdüren kamuoyu lideri bir aktivist hikayesi ve filmin gelişiminde karşımıza çıkacak olan seri katil öyküsüyle film açım açım açılır. 140 dakika açılır üstelik. Anlayacağınız, seyretmesi vakit isteyen bir filmdir Changeling.

Clint Eastwood, gerçek bir olayın azıcık da kurgusallaştırılmış tabii ki, öyküsünü sinemaya aktarmış. Bir sürü film çıkabilecek bir öyküden, tek bir film çıkarmış. Siyasi çekişmeler üzerine , seri katil hikayesi üzerine, dönemin polis teşkilatının nasıl azmanlaştığı ve azgınlaşığı üzerine ve bir de işte, filmin de ana konusu olan, çocuğunu arayan anne üzerine ayrı ayrı filmler de çıkarmış gibime geldi izleyip bitirdikten sonra. Aslında belki de , hikaye içinde bu kadar çok katman olunca, bazı katmanlar derinleşememiş gibi de geldi. Mesela seri katil olayı birden beliriyor, birden sonuçlanıyor; kamuoyu lideri aktivistimiz -ki John Malkovich'tir kendisi- etrafında gelişen siyasi çekişmeler, hikayenin kıyıcığında bir yerde kalakalmış falan filan...

Ama, buna rağmen, dönemin ve olayın tüm kötücüllüğünü üzerimize bırakıveriyor filmin genel atmosferi. Kendi adıma, pek çok anda nefesimi tuttum, tırnaklarımı kemirdim, başımı, ensemi ovdum sakinleşeyim diye...

Filmin mekanları, kostümleri, bir dönem filmi olduğunun bilincinde ve ustaca hazırlanmış . 1920'lerde yaşamışlığım yok elbet, ama bir sürü dönem filmi izledim sonuçta. Bir de böylesi filmler gösterildikten sonra, yok Ortaçağ'da tepeden uçak geçmiş, yok kılıçlı adamın kolunda swatch saat varmış türü yazılar dolanır ya; bu filme dair böyle bir malzemeye rastlamadım yazılanlar, çizilenler arasında:). Kkendi adıma tek rahatsız olduğum nokta, Jolie'nin her daim bakımlı, makyajlı oluşuydu. Bu Jolie'nin kanunları arasında var sanırım. Clint bile kıramamış gibi geldi Angelina'nın kurallarını.

Filmi beğendim ben. Ağır bir film. Bir dram sonuçta, ama gerilim kulvarına da kayıyor ve gerebiliyor insanı. Yönetmenin adını yazdık. Oyuncuları da şöyle bir listeleyelim derli toplu:

Christine Collins, malumunuz,Angelina Jolie ; annenin destekçisi aktivist rolünde, filmde çok güzel konuştuğunu düşündüğüm, sesinin tınısını çok sevdiğim , John Malkovich;filmin görece iyi polisi, Michael Kelly; filmin acaip kötü polisi, Jeffrey Donovan; seri katilimiz, Jason Butler Harner.


ve işte filmin fragmanı; izleyin bence. Derli toplu, ilginç bir film Changeling.




"Changeling" Trailer
Yükleyen luciantheman - Classic TV and last night's shows, online.

GÜÇLÜ BİR YÜREK - A MIGHTY HEART




2007 yılı yapımı, Michael Winterbottom filmi, Güçlü bir Yürek.


Gazeteci Mariane Pearl'ün yaşadığı trajediyi konu alan senaryosu üzerine çekilmiş bir film.

Filmde Mariane Pearl karakterinde Angelina Jolie; Daniele Pearl karakterinde Dan Futterman rol alıyor.

Wall street journal yazarı Danielle Pearl'ün Pakistan'da haber peşinde koşarken kaçırılması sonrasında gelişen olaylar, olayın öncesine yapılan göndermelerle de kurgulanarak Pearl'ün karısı Mariane'ın gözünden aktarılıyor. Zaman zaman temposu azalan, olayı anlatmaktan başka da bir derdi varmış gibi görünmeyen bir film.

Evet, duygusal bir damarı da var tabii filmin. Ama, bilmediğimiz bir şey anlatamıyor.

Elbette ki, bir insan, bir gazeteci, sırf amerikalı ya da yahudi diye kaçırılmamalı, elbette ki bu kimlikler bir insanın değerini belirlememeli.
ama filmi konuşuyorsak burada, ' Evet, bunları zaten kabul ettik. Başka?' diyesi geliyor insanın. Hatta, Pearl'ü bulmaya çalışan Pakistan güvenlik güçlerinin uyguladığı şiddeti bile haklı kılmaya çalışır bir yanı var sanki filmin. Fakirliğin dibine vurmuş Pakistan halkına, o coğrafya da bile zenginliğin tüm nimetlerinden yararlanan Batı'lılar için uygulanması haklı görülen işlemler; ev basmalar, çocuğunun gözünün önünde şiddet uygulamalar... Sinir yani.

Sonra, empati kurmamız istenen Mariane,televizyona çıkıp sadece 'kocam iyi bir insandır,ben de zaten hamileyim, hadi bırakın onu' diyerek olaya bakışında ne kadar da olayların dışında durduğunu ve kaçırılmaya gerekçe olarak gösterilen Amerika'da esirlere uygulanan kötü muameleyi konu dahi etmeye gerek duymadığını gösteriyor bize. Biz de, onun ve kocasının, filmin geri kalanında anlatılmaya çalışılan gerçeklerin peşinde koşan idealist gazeteci kimliklerinden şüphe duyuyoruz haliyle.

Bence yönetmen filmin derdini anlatmada başarılı olamamış. Ya da yönetmenin böyle bir derdi yokmuş belki de...

Neyse, böyle işte. Dedik ya, beğenelim beğenmeyelim, kayıt düşmek için...

Bir de dedikodu yapalım giderayak; Jolie'ye kıvırcık saç hiç yakışmamış:)

Buyrun, bir fikriniz olsun...